30 Ekim 2013 Çarşamba

gecelerin upuzuuuuun gündüzlerin kısa olduğu dönem

Sonbahar ekinoksunun (23 Eylül) ardından kuzey yarım kürede kısa çok kısa bir süre süren gece-gündüz eşitliği sona erer ve artık geceler 21 aralığa her geçen gün biraz daha uzun olmaya başlar. 
Ama asıl karanlık kış saatlerin geri alımasıyla başlıyor bence. Akşam hemencecik hava kararıyor, işten çıkınca gün tamamen bitmiş gibi oluyor. Hele bir de norveçte durum çok daha vahim.

Norveçte yaşadığımızı söylediğimizde genelde şu  soru ile karşılaşıyoruz "yazları hep gündüz olması nasıl bir şey?" çok ilginç bir şey garip bir şey hele bir de hava güzelse insana dur durak olmaksızın yaşama hissi veren bir şey. Peki ya tersi... O da insana sürekli uyuma hissi veren bir şey bana göre.

Bu sene saatler 27 ekimde geri alındı.Trondheim için 27 ekimde 
güneşin doğuşu: 07:42
batışı: 16:21
gün uzunluğu 8 saat 44 dk

20 aralıkta ise
güneşin doğuşu: 10:00
batışı: 14:32
gün uzunluğu 4 saat 32 dk

huzur

Tanımlaması zor kavramlardır mutluluk, sevgi, huzur, vs.. Herkes için genel geçer bir tanım yapmak imkansız belki de bu kavramlar için. Öyle ağzı laf yapan insanlardan da değilim maalesef, olmak isterdim ama böyle yaratılmışım. Kendin hakkında 2 dk konuş deseler; çok uzun gelir konuşacak bir şeyim yoktur. Ama tanımını yapamasam da huzuru anlarda hissediyorum...

Sevdiğin insan yanında başını yastığa koymak huzur demek mesela benim için.. Ya da ocakta pişen bir yemek.. Ocakta pişen yemeğin bana huzur verdiğini bugün keşfettim ve garip geldi. Hatırladığım kadarıyla bu hayatımda, şeker düşmesine bağlı küçük krizlerimi saymazsak, aç kalacağıma dair bir endişem olmadı (çok şükür). Ama belli ki bilincimin bir yerlerinde, ki büyük ihtimalle bilinçaltımda buna dair bir endişe var. Ne de olsa Maslow'un ihtiyaçlar üçgeninde yeme, içme, barınma en temel basamağı oluşturuyor. Demek ki somut olarak bu konuda endişe duymamızı gerektirecek bir şey olmasa da o endişe bizimle birlikte yaşıyor. Farketmek güzel şey:)

27 Ekim 2013 Pazar

Spicy mexican eggs- Baharatlı meksika yumurtaları


Son zamanlarda meksika mutfağıyla yakın ilişkideyiz. Markete gidiyoruz meksika yemekleri yapmaya teşvik eden ürünler ve tarifler; televizyonu açıyoruz yine meksika yemekleri... E haliyle biz de başladık denemelere... Yaptıklarımız gerçeklerine ne kadar uygun bilinmez ama tadları gerçekten denemeye değer. Önemli olan da bu olsa gerek;)
Meksika yemeği yapmaya başladığımıdan beri mutfağımızda kimyon kokusu eksik olmuyor. Anlaşılan bu mutfağın vazgeçilmezi kimyon. Ben de kimyonun faydalı olduğunu duyup yemeklerde kullanmak isteyip ama köfte hariç hiiç aklıma gelmediği için kullanamayan bir insan olduğum için bu durum hoşuma gitti. (google: kimyonun faydaları:))

Neyse gelelim tarife..


Spicy mexican eggs 

(Gordon Ramsey'in tarifini kullanarak yaptık, ancak birebir değil evdeki malzemelere göre uyarladık)

3 yumurta

1 adet sivri biber 
1 diş sarımsak
yarım soğan
1 domates
200 gram meksika fasulyesi (pişmiş)
50 gram rendelenmiş peynir (tercihen cheddar peyniri)
tuz, karabiber, kimyon, pulbiber
3 adet tortilla

yuvarlak bir borcama yağ sürülür karabiber ve tuz ekilir ve tortillalar borcama dizilir. Biz iki tanesini 2ye kestik ve kenarlara koyduk ortaya da tam bir tane koyduk ve yukarıdaki gibi bir şekil oldu. Kabın şekline göre daha farklı da konulabilir. 


Fırın 180 dereceye ayarlanır


Bu sırada sebzeler doğranır. Soğan ve biber biraz sıvıyağ ile birlikte tavaya konur, karabiber ve kimyon eklenir ve 5-6 dk kavrulur. Ardından domatesler eklenir ve 3-5 dk daha pişer. En son fasulyeler eklenir ve 2 dk daha pişirilir. Karışım borcama, tortillaların üzerine dökülür. 


Karışımın içinde yumurtalara yer açılır ve yumurtalar dikkatlice kırılır. Biraz tuz ve karabiber eklenir. Üzerine rendelenmiş peynir serpilir ve en son da pul biber..


Daha önceden ısıtılmış fırında 8-10 dakika pişirilir. Fırının en üst rafında değil ama en üste en yakın olan rafta pişirilmesi tavsiye ediliyor.


25 Ekim 2013 Cuma

kadınbudu köfte


Büyüklerimden duyduğum kadarıyla "zor" kategorisinde sınıflandırılan bir köfte kadınbudu köfte ancak kızarmasının biraz uğraştırmasını saymazsak ben pek zorluğunu göremedim. Sanırım bazen kıvam tutturmak zor oluyor o zaman köfteler kızartırken parçalanabiliyor o yüzden böyle bir önyargı var:)

500 gram köftelik kıyma
1 kahve fincanı pirinç
1 orta boy kuru soğan
1-2 yumurta
İsteğe bağlı maydanoz, dere otu
1 tatlı kaşığı kuru nane
kimyon,tuz,karabiber

kızartmak için
un (veya galeta unu), 1 yumurta sarısı, sıvıyağ

Önce pirinçler suda yaklaşık 10 dk haşlanır. Lapa olmamasına dikkat edilmeli. Diğer tarafta soğan ve kıymanın yarısı biraz yağla beraber kavrulur. Kıymanın kurumamasına dikkat edilmeli. Kavrulan kıyma soğumaya bırakılır.

Kıymanın diğer yarısı, çiğ olan, yoğurma kabına alınır. Pirinç, baharatlar, yumurta ve isteğe bağlı olarak ince doğranmış dereotu ve maydanoz eklenir. 1 yumurta özellikle büyük yumurtalardansa yeterli olacaktır yoksa iki yumurta koymanızda fayda var.

Kavrulan kıyma da soğuduktan sonra karışıma eklenir ve iyice yoğurulur. Şekillendirmesi daha kolay olsun diye köfte harcı 1-2 saat buzdolabında dinlendirilir ve ardından elle şekil verip önce una (isteğe bağlı galeta ununa) sonra yumurta sarısına batırılarak kızartılır ve kızaran köfteler yağını emmesi için peçete üzerine alınır.

Kadınbudu köfte hem soğuk hem sıcak yenebilir.

Afiyet olsun!



24 Ekim 2013 Perşembe

mükemmel kitap


veee yine ilginç bir kitap daha..
Yazarı hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadım henüz. Kitapta yazan; türk asıllı olmamasına rağmen türkiyede doğup büyüdüğü. Daha ilk sayfasını okurken beni etkiledi ve kısacık alıntılar yapmak istedim. Kitap 570 sayfa. Büyük ve sık yazılı. Okuması bayağı uzun süreceğe benziyor..

"Terra üzerinde en gelişkin tür olan bu varlıklar; madde dayalı, "dünyevi güç" denilebilecek türde bir güce sahip olanlar için fırsatlar yaratarak kendilerini sömürüye açık hale getirecek kadar maddeseldiler. Dünyevi güce sahip belli bazıları, büyük çoğunluğu, gruplara ayrılmış olarak görmeksizin, sadece daha fazla dünyevi güç için topluca aldatıp idare ederek çeşitli yöntemlerle sürekli sömürmekteydi. Burada bulunan çoğu varlığa göre ise, dünya yaşamı o kadar da yozlaşmış değildi; çünkü bizzat kendileri bu yozlaşmışlığın içinde olan ve ona neden olan unsurlardı........... Onlar için doğal bir şekilde kabul edilir hale gelmiş yozlaşmışlık öğeleri, yaşadıkları yaşamın çok daha inanılmaz bir düzeyde olabileceğini hayal etmelerine izin vermiyordu.... Zenginlik güç ve çiftleşme gibi dünyevi, geçici, illüzyonik, simülasyonik olgular uğruna, buradaki çoğu varlık  birbirine akıl almaz şeyler yapabilmekteydi. Asıl olan, kalıcı olan ve gerçek olan ne varsa, burada çoğunlukla bilinmiyor ve de değer görmüyordu."
.................
" Geçmişte  galaksideki diğer gezegen sakinlerinin yardımlarıyla, madde yapısının ötesini daha iyi anlayarak elde ettikleri üstün teknolojileri, artık günlük yaşamlarının bir parçası olarak mevcut değildi. Hepsi maddesel bedenlerinin farkındayken, asıl varlıklarını oluşturan, çevrelerindeki, maddeden daha yüksek titreşim seviyesine, ışığa ait rengarenk enerji alanlarını, çoğu artık fark edemiyordu."